KALP VE DAMAR CERRAHİSİ
                                              

KALP VE DAMAR CERRAHİSİ

Uzun süreden beri açık kalp cerrahisi alanında başarı ile çalışan kliniğimiz, verdiği hizmeti daha da ileriye götürme çabası içerisindedir. Kliniğimizde, aşağıda kısaca anlatılan ameliyatlar halen başarı ile yapılmaktadır:

1. Koroner bypass (kardiyopulmoner bypass eşliğinde) : İşlem sırasında kalbin durdurularak bypass cihazı kullanıldığı, işlem bitince de kalbin yeniden çalıştırıldığı ameliyatlar.

2. Koroner bypass (atan kalpte, beating heart): Kalbin işlem sırasında durdurulmadığı, çalışmaya devam ederken yapılan bypass ameliyatlar.

Her iki işlem de kalp krizi sonrası ya da göğüs ağrısı ile kardiyoloji kliniklerine başvuran, orada yapılan anjiolarında ileri derecede kalp damarı tıkanıklığı görülen hastalarda uygulanır. İşlem öncesinde, hastanın anjio filmleri kendi kardiyoloji doktorları ile birlikte değerlendirilir. Hasta için en uygun tedavinin ne olacağı konuşulur, ortak bir karara varılır. Kalp damarı tıkanıklığının ya da daralmasının sınırlı olduğu hastalarda ilaçla tedavi, balon-stentle damarın açılması işlemleri kardiyoloji uzmanlarınca kolayca yapılabilir. Ancak, çok sayıdaki kalp damarının aynı anda ileri düzeydeki darlıklarında ya da balon-stentle açılamayan hayati damar hastalıklarında çoğu kez bu ameliyatlar kaçınılmaz olur. Kliniğimizde, bu ameliyatları her iki yöntemle de başarı ile yapmaktayız.

3. Kalp kapağı değiştirilmesi: Kalp kapakçığının ileri derecede bozulması sonucunda içerisinden kanın yeterince geçemediği, ya da içindeki kanın geriye kaçtığı durumlarda hastalarda ileri derecede nefes darlığı, halsizlik ve çarpıntılar olur. İhtiyaç duyan hastaların, ameliyatlarını gecikmeden olmaları önemlidir. Ameliyatın gecikmesi durumunda, kalbin yapısı bozulur ve atım gücü zayıflar. Bu duruma gelen hastalarda ise ameliyatın riski artar, hatta ameliyat olamaz hale de gelebilirler. Kliniğimizde hastanın ihtiyacına göre metal (mekanik) ya da biyolojik kapaklar başarı ile takılmaktadır.

4. Kalp kapağı tamirleri: Bu ameliyatlar, kalp cerrahisinde özellik arz etmekte olup, belirli merkezlerde bu konuda deneyimi olan cerrahlarca yapılmaktadır. Bozuk olan bir kapakta değiştirilme yerine eğer kapağın durumu müsaitse tamir yapılmasının hasta açısından büyük avantajları vardır. Nadiren de olsa, protez kapaklardan kaynaklanan pıhtılar, hastalarda felç de dahil, önemli ek hastalıklar oluşturabilir. Metal kalp kapağı takılan hastaların ömür boyu kan sulandırıcı haplar kullanması gereklidir. Bu hapların dozunun ayarlanması için belli aralıklarla doktor kontrolüne ihtiyaç vardır. Kapak tamirlerinde ise, hasta yaşamını kendi dokusu ile devam ettiğinden bu tür sorunlar yaşamaz. Kapak değiştirilmesine göre daha sağlıklı bir hayat yaşamaya devam eder. Ayrıca kapak tamirleri, ileride bebek sahibi olmayı düşünen genç kadınlar açısından da çok önemli bir konudur. Kadınlarda, kapak değiştirilmesi sonrasında kullandığı kan sulandırıcı ilaçlar anne karnındaki bebek için sakıncalıdır. Bu tür ilaçların hamilelik ve süt verme süresince kesilmesi, yerine başka ilaçların başlanması gerekir. Bu durumu sürdürmek tıbben imkansız olmasa da, yine de bu süre boyunca anne hayatı ileri derecede risk altında kalmaktadır. Kapağı tamir edilmiş, değiştirilmemiş bir kadında ise bu sorunların hiçbirisi yaşanmaz. Kliniğimizde, kalpteki tüm hayati kapakların (mitral, aort, triküspid) tamirleri uygun hastalarda başarı ile yapılmaktadır.

5. Büyük damar ameliyatları: Kalpten çıkan büyük damarların balonlaşma ve yırtılma durumları ileri derecede hayati tehlike arz eder. Tıpta aort diseksiyonu diye bahsettiğimiz büyük damar yırtılmaları acil ameliyat gerektirir. Bu tür hastaların bulunduğu şehirlerde ameliyat olabilmeleri çok önemlidir. Başka bir şehre sevk edilmeleri çoğu zaman hastaya zaman kaybettirir ve ölümle sonuçlanır. Bunun yanısıra, aort anevrizması olarak bilinen büyük damar balonlaşması hastalığında eğer balonlaşma belli bir seviyeyi geçerse damarın yırtılma riski artmaktadır. Böyle bir durumun fark edilmesi halinde yırtılma olmadan ameliyat olunması büyük önem arz etmektedir. Bir kez balonlaşmış damar yırtılırsa ameliyat güçlük arz etmekte, riski de ileri derecede artmaktadır. Kliniğimizde bu ameliyatları da başarı ile yapmaktayız.

6. Büyük damarların endovasküler ameliyatları (EVAR, TEVAR): Tıpta son yıllarda geliştirilen bu yöntemle, yukarıda bahsettiğim büyük damar balonlaşması ve yırtılması olan, ancak durumu normal bir ameliyatı kaldıramayacak kadar ağır olan hastalarda, anjio cihazı altında genellikle kasık bölgesinden suni damarlar yerleştirilebilir. Özellikle, göğüs bölgesinde yer alan büyük damarların (descendan aorta) açık ameliyatları zor ve risklidir. Bu yöntem, özellikle bu tür rahatsızlığı olan hastalarda büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Kliniğimizde, bu ameliyatları da başarı ile yapmaktayız.

7. Karotis (şah damarı) ameliyatları: Karotis damarları, beyinimizi büyük oranda besleyen damarlardır. İleri damar sertliği yaşayan hastalarda bu damarlar da daralmakta ve tıkanabilmektedir. Böyle durumlarda, hastanın felç geçirme riski artmaktadır. Bu tür damar daralmalarının en sık belirtisi geçici görme kayıpları ve baş dönmeleridir. Eğer ileri derecede darlık varsa, hastayı olası bir felç riskinden korumak için endarterektomi (damarın içindeki pıhtı ve yağ tabakasının çıkarılması) ameliyatlarının gecikmeden yapılması önemlidir. Kliniğimizde, bu ameliyatları hastaya anestezi (narkoz) vermeden, uyanık durumda, konuşarak, başarı ile yapabilmekteyiz.

8. Periferik damar ameliyatları: Periferik damar hastalıkları, çoğu kez damar sertliği nedeni ile bu damarların ileri derecede daralması veya tıkanması sonucu ortaya çıkar. Çoğunlukla da bacaklarımızı besleyen damarlarda olur. Böyle hastalarda, istirahat sırasında herhangi bir şikayet yoktur. Ancak yürümeye başlayınca, bacaklarda dayanılmaz ağrılar oluşur ve bu durum hastanın daha fazla yürümesine izin vermez. Ayrıca, hastaların bacaklarındaki cilt dokusu incelir, tüyler dökülmeye başlar, ayak tırnakları eskisi gibi uzamaz olur, bazen parmak uçlarında veya ayaklarında renk değişiklikleri ortaya çıkar. Bu durum ilerlerse ve günlük yaşamı etkilerse, ameliyat kaçınılmaz hale gelebilir. Damar tıkanması riski özellikle diyabet (şeker) hastalarında daha da yüksektir. Bu ameliyatlarda, suni damarların yanısıra, hastanın kendi bacağından çıkarılan toplardamarlar da (safen veni) kullanılabilir. Yapılan bir bypass ameliyatı ile kan, tıkalı kısımın ilerisine ulaştırılır ve hasta rahatlatılır.

Özellikle ritm bozukluğu olan hastalarda, bacak ve kol damarları kalpten gelen bir pıhtı ile aniden tıkanabilir. Bu hastalarda bacak, ayak ya da kollarda ani dayanılmaz ağrılar ve morarmalar görülebilir. Acil bir durumdur. Gecikmeden, en geç 6-8 saat içerisinde ameliyata alınmaları önemlidir. Aksi takdirde o uzuvun hayatiyetini kaybetmesi ve kesilmek zorunda kalınması gibi üzücü sonuçlar ortaya çıkabilir. Ameliyatta, genellikle kasık ya da kol bölgesi uyuşturularak, narkoz vermeden pıhtı çıkarma işlemi (embolektomi) yapılır. Kliniğimizde, tüm bu ameliyatları da başarı ile yapmaktayız.

9. Varis ve toplardamar yetmezliği ameliyatları: Bunlar, insanların iki ayağı üzerinde dik durması nedeni ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Yer çekiminin kalbe dönmeye çalışan kanı geri kaçmaya zorlaması ile insanların büyük kısmında belirli bir yaştan sonra az ya da çok ortaya çıkar. Hafif durumlarda ayaklarımızı ve bacaklarımızı yukarıya kardırarak dinlenmek, gerekmediği zamanlarda uzun süreli ayakta kalmaktan sakınmak yeterlidir. Ayakta uzun süre kalmayı gerektiren meslek sahiplerine (öğretmen, diş hekimi gibi) bu tür hastalıklarda korunmak için kısa varis çorapları önerilir. Ancak varis hastalığı bir kez ortaya çıktığı zaman ilaçla ya da çorapla geçmez. İlerlemiş ve günlük hayatı etkileyen varislerde girişim ya da ameliyat kaçınılmaz hale gelebilir. Ameliyat, temelde oldukça basittir.

Son yıllarda bu işlemleri gelişen yeni yöntemlerle ameliyatsız, kateterle yapmak da mümkün olmuştur. Bu yöntemde, bacağın herhangi bir bölgesi kesilmez. Sadece toplardamarın içerisine lazer ya da radyofrekans enerjisi veren bir tel sistemi yerleştirilir. Bu sistemin verdiği enerji ile hastalıklı toplar damar çeperi biribirine yapıştırılarak iptal edilir. Böylece, içerisinde kanın geri kaçması ve göllenmesi, dolayısı ile hastada oluşturduğu şikayetler de giderilir. Bu yöntemde, varisli damarın boylu boyunca daha etkin bir şekilde kapatılması mümkündür. Ayrıca, bacağında kesi izi istemeyen, kozmetik kaygısı olan bayan hastaların da tercih ettiği bir yöntemdir.

Ayrıca, bacaktaki sınırlı bir alanda ortaya çıkan, temel toplardamarları (safen veni) tutmamış olan varisler skleroterapi diye bahsedilen bir yöntemle de kolayca tedavi edilebilir. Bu yöntemde varisli damar içerisine yapıştırıcı bir ilaç (sklerozan madde) verilir. Hemen sonrasında üzerine yapılan cilt basısı ile varisli damar duvarlarının biribirine yapışması sağlanır.

Tüm bu girişim ve ameliyatlar, kliniğimizde hastalar uyutulmadan, onlarla konuşarak, kolayca yapılabilmektedir.

10. Böbrek yetmezliği hastalarında diyaliz yolu oluşturma (arterio-venöz fistül açma) ameliyatları: Böbrek yetmezliği hastaları, genellikle haftada iki ya da üç kez diyaliz makinesine girerler. Bu işlem, hasta böbrekten atılamayan zehirli maddelerden vücudu korumak ve onların hayatta kalmasını sağlamak için zorunludur. Diyaliz işlemi, çoğu kez hemodiyaliz cihazı ile yapılır. Ancak hastanın bu cihazlara bağlanabilmesi için, vücudunun herhangi bir yerinden kanın belirli bir hız ve hacimde geçmesi gereklidir. Bu alanı oluşturmak için, çoğunlukla hastaların bilek ya da kol çukuru bölgesinde bir atardamarla onun yakınındaki toplardamar birleştirilir. Bu şekilde, atardamardan gelen basınçlı kanın cilt altındaki toplardamar boyunca hızlı ve hacimli akışı tesis edilir. Toplardamar yapısı müsait olmayan hastalarda, bu amaçla özel suni greftler de kullanılabilir. Bu işleme, arterio-venöz fistül açma ameliyatı denir. Bu ameliyatın da tüm şekilleri kliniğimizde başarı ile yapılabilmektedir.

11. Travmalar: Günlük insan hareketlerinin, yolculukların, dolayısı ile de trafik kazalarının artışı, diğer yandan ateşli silahların, delici-kesici aletlerin yaygınlaşması, maalesef her geçen gün travma hastalarının da artışına neden olmaktadır. Özellikle ülkemizin iç-batı kesimindeki karayolu trafiğinin kesişme noktasında bulunan Afyon ilimizde trafik kazası olma riski diğer birçok bölgemize göre daha yüksektir. Çoğunlukla acil servislere başvuran bu hastaların önemli bir kısmında damar ezilmeleri, kesilmeleri, bazen de kalp yaralanmaları görülebilmektedir ve bu tür yaralanmaların hemen tümü ciddi hayati risk arz etmektedir. Kuşkusuz, bu tür hastaların başvurduğu merkezlerdeki hizmetin 7 gün/24 saat eksiksiz sunulması önemlidir. Kliniğimiz, deneyimli cerrahi ekibi ile kendi alanı ile ilgili travma hastalarını günün her saatinde kabul etmeye hazırdır.